
Bazı restoranlar yemek servis eder; bazıları bir şehrin hafızasını taşır. Çanakkale Kordon'daki Yalova Restaurant ikinci gruptan — hem de 1940'tan beri.
Girit'ten Kordon'a
Hikâye, mübadeleyle Girit'ten gelen Ziya Sürgit'in rıhtımda açtığı küçük meyhaneyle başlıyor: "Ziya'nın Yeri". Tabela asılacağı gün, Eceabat'ın Yalova köyünden yakın bir dostu tutturuyor: "Buraya Yalova adını koymazsan hakkımı helal etmem." O gün meyhanenin adı, bugün üç kuşaktır aynı ailenin soyadıyla birlikte anılan bir markaya dönüşüyor.
Ziya Bey'den sonra oğulları Mehmet ve Şeref devralıyor; 1984'te ise henüz 17 yaşında, lise sıralarındaki Ertuğrul Sürgit'in omuzlarına kalıyor ocak. Bugün Türkiye'nin sayılı balık restoranları arasında gösterilen Yalova, hâlâ o ailenin elinde.
Masaya ne gelir?
Cevap basit: Ege'nin o gün ne verdiyse. Ama Yalova'yı Yalova yapan, balıktan önce meze tezgâhı. Doğal Ege otları, elmalı pancar, zeytinyağlıların ve yoğurtluların dolu dolu tabakları... Ve menünün en özel satırı: "Atatürk'ün Mezesi" — bu topraklarda 85 yıl geçirmiş bir lokantanın tarihle kurduğu bağın en zarif kanıtı.
Balıklar mevsimine göre tezgâhtan seçiliyor; boğazın akıntısında yetişmiş deniz ürünleriyle klasik Ege usulü, abartısız bir mutfak bu. Yanında Kordon'un gün batımı — Çanakkale'de akşamın en iyi manzaralarından biri masanıza dahil.
Ne zaman gidilir?
- Gün batımına karşı: Kordon masaları erken doluyor; manzara istiyorsanız rezervasyonu öğleden sonra için değil, akşamüstü için yaptırın.
- Kalabalık sofra: Meze tezgâhı paylaşmak için kurulmuş — dört-beş kişilik masalarda bu mutfak en çok açılıyor.
- Bozcaada bağlantısı: Ailenin Bozcaada şubesi de var; ada rotanız varsa aynı mutfağı denizin öte yanında da bulabilirsiniz.
Küratör notu: 85 yıllık bir lokantada masa şansa bırakılmaz — rezervasyonunuzu Ristivo Guide üzerinden yapın, meze faslını "Atatürk'ün Mezesi" ile açın.



